|
3 Eylül 1978, İstanbul'da düzenlenen Dünya Barış konseyi etkinlikleri sırasında tüm salon " BARIŞ'ın DOĞUŞUNU " ayakta alkışlayarak karşıladı.
Barış, adına yakışır bir şekilde sevgi ve barıştan yana, paylaşmayı, dayanışmayı seven bir insan olarak yaşamını sürdürdü.
O, önyargılı bakışa ve haksızlığa karşı durup, adalete ve eşitliğine inanırdı.
Çocukluğunda basketbol sevgisi ne yazık ki takımın seçmelerine gireceği gün bacağındaki lif kopması ile sonlanmışsa da sporun yerini yaşamının bütününü kaplayacak bilgisayar tutkusu aldı.
Kültür Koleji'deki lise yıllarında, heyecanlı, meraklı ve tüm kendine inanan gençler gibi değiştirebilme gücüne inanan bir delikanlıydı. Arkadaşlarını etkileyerek okullarında bir Öğrenci Birliği kurmak konusunda desteklerini alarak, öğretmenlerini bu konuda ikna etti.
Barış'ın bu ilk demokratik mücadelesinin başarılı sonucunun verdiği cesaret ve ilkleri deneme arzusu aynı yıllarda bir okul radyosunun kurulup, okul gazetesinin başlangıcına da yol açmıştır.
Lise yıllığında bir arkadaşının yazdığı Barış'ın yüzünde "gülmek" vardı cümlesi onun dünyaya bakışını özetliyor. İnsanlara sevgi veren, sıcak, yardım sever bir genç.
Düşünce özgürlüğüne önem veren ve sevgiye inanan Barış, en sevdiği şair Nâzım Hikmet'in şu dizelerini hiç bir zaman ağzından düşürmezdi.
Ufak iş bizimkisi
Asıl en kötüsü
Bilerek bilmeyerek hapishaneyi insanın kendi içinde taşıması
1998 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Görsel İletişim Tasarım bölümüne girdi.
1999-2001 yıllarında Bilgi Üniversitesi VCD Laboratuarında görev aldı, laboratuarın sorumluluğunu taşıdı. Ve 2000 yılının Ağustos ayından başlayan 3 aylık staj süresini Digiturk Platform İletişim Hizmetleri A.Ş.On Air Promotion'da yaptı.
Arkadaşları Barış'ı anlatırken şöyle diyorlar; Dersler yoğunlaşmaya başladığı zaman hakikaten Barış dedikleri kadar, "dünyasına alıyordu bizi." Projelerini yaparken onları çocuğu gibi benimser, bütün dikkatini onlara verirdi. Bütün o karmaşanın, soğukluğun, sıkıntının içinde sıcak ilgisiyle her şeyin çözümünün olduğunu söyleyerek, çoğu zaman "ben nasıl olsa yaparım" diyerek kendi projelerini sona saklayıp önce bizimkileri yaparak- avuturdu bizi. Üniversite yaşamından akılda kalanlar ise; sevgi, dayanışma, paylaşımla yaşanan sıcak, coşkulu arkadaşlıklarla dolu dolu geçen günlerdi.
Barış, daha okulu bitirmeden önce, "Ben okul bitince hemen askere gideceğim."der dururdu. Asker sonrası yapacağı işler, gerçekleştireceği hayalleri vardı. Yaşama umutla bakıyordu. Ve umut etmeyi de hakediyordu.
|